POŞU DAVASI VE CİHAN KIRMIZIGÜL

Cihan Kırmızıgül, Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğrencisi. Adıyaman doğumlu. Yaklaşık iki yıl önce İstanbul, Kağıthane’de yüzleri “poşu” ile kapalı 40-50 kişilik bir grubun molotoflu saldırısının “tek” sanığı. Olaydan iki saat sonra Kağıthane’de, otobüs durağında beklerken, boynuna “poşu” dolamamış olsaydı, Cihan şu anda dışarıda özgürce dolaşıyor, üniversiteye devam ediyor ve sınavlarına giriyor olacaktı.

Ama olaylar böyle gelişmedi. Cihan “poşu” nedeniyle polislerin dikkatini çekti, yerdeki çukurayatırıldı, direndiği iddiasıyla dayak yedi, sonra emniyet müdürlüğüne, terörle mücadele şubesine götürüldü. Bir gizli tanık, “saldırganların yüzlerinin poşu ile tamamen kapalı” olduğunu söyleyerek, Cihan’ı, “açık bir şekilde görmediği” ve “yalnızca kıyafetlerinden tanıdığı” vurgusuyla teşhis etti.

Öncesinde bir eşgal beyanı yapıldığını gösteren hiçbir beyan ya da belge yok. Gizli tanık beyanı ve poşu nedeniyle Cihan tutuklandı. Ancak bir yıl sonra yapılan ikinci duruşmada, gizli tanık, sesi ve görüntüsü değiştirilerek dinlendi ve şu cümleleri sarfetti: “benim ifademde belirttiğim kişi bu değildir”. Ancak nedendir bilinmez, Cihan’ın tutukluluğu devam etti. Aksi yöndeki talepler mahkeme tarafından reddedildi.

Tarih 14.09.2011. Cihan’ın 5. duruşması yapıldı. Gizli tanık teşhisinin geçerliliğini yitirdiği 2. duruşmadan beri aylar geçmiş. Fakat Cihan hala tutuklu. Tutukluluk süresi toplam 19 ayı bulmuş, ancak dosyada, tutuklama bakımından aranması gereken “kuvvetli suç şüphesi” bir yana, basit şüphe nedeni dahi oluşturamayacak “poşu” dışında bir şey yok. Bu nedenle Cihan, “poşulu çocuk” olarak anılmaya başlanmış. Bu beşinci duruşmada, Savcı, esas hakkındaki mütalaasında, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi temelinde Cihan’ın, “görevi yaptırmamak için direnme” suçu dışındaki bütün suçlardan beraatini ve tahliyesini talep etti. Bu talep, hiçbir somut gerekçe ya da olguya dayanmaksızın, sadece ilgili kanun hükmü aynen tekrarlanmak suretiyle mahkeme heyeti tarafından reddedildi. 6. duruşmada, gizli tanık teşhisi ve yakalama tutanaklarının altına imza atan polis memurlarının dinlenmesine karar verildi.

Tarih 16 Kasım 2011. Dosyanın iki yıla yaklaşan süreç içerisindeki durumu, yani mevcut (olmayan) deliller ve savcılık makamının son duruşmadaki talepleri, Cihan’ın ailesi, dostları ve hocaları olarak bizleri ve davanın diğer takipçilerini 6. duruşmaya tahliye hatta beraat umuduyla gitmeye sevk etti. Ancak yine neden ve nasıl bilinmez, olaylar tam aksi yönde gelişti. Artık geçerliliği dahi söz konusu olmayan gizli tanığın teşhis tutanağında ve yakalama tutanağında imzası bulunan ve çelişkileri gidermek için dinlenen polis memurları, tutanaklarda nedense bulunmayan, çok önemli noktalara ışık tuttular! Dinlenen memurlardan ikisi, üzerinden zaman geçtiği için, ne olay gününü ne de sanığı hatırlamadı, “tutanakta öyle yazıyorsa doğrudur” dedi. Yakalama tutanağını imzalayan polis memurlarından biri ise, yakalamaya katılmadığını, amir olarak imza attığını belirtti. Sonuncusu ise, hafızasıyla herkesi şaşırtarak, Cihan Kırmızıgül’ü molotof atarken gördüğünü ve kesintisiz takip yaptığını, yakalama sırasında ise arabada beklemekte olduğunu belirtti. “Kesintisiz takip” gibi önemli bir ayrıntının nasıl olup da tutanağa girmediği sorulduğunda ise, “olayın sıcaklığı ile tutanağa geçmemiş olabileceğini” ekledi. Merak ediyoruz ve aydınlatılmak istiyoruz: Tutanak neden tutulur?

Ne zaman tutanağa güvenmeli, ne zaman güvenmemeliyiz? Cihan, bu beyanların hiçbirini kabul etmedi. Cihan’ın avukatları dosyadaki tutanaklar ile duruşmadaki beyanlar arasındaki çelişkilere dikkat çekti. Yine de tutuksuz yargılanması talep edilen ve savcılardan biri tarafından beraati istenmiş bir kişi için durum daha ne kadar kötüye gidebilirdi diye düşünürken, savcının değiştirilmiş olması işin seyrini de tamamen değiştirdi. 6. duruşmaya kadarki hiçbir beyanı ve gelişmeyi dikkate almayan Savcılık makamı, dört polis memurundan yalnızca birinin çelişkili beyanına dayanarak Cihan’ın dava

konusu saldırının faillerinden biri sıfatıyla; silahlı terör örgütüne üye olma (TCK 314/2, TMK 5), mala zarar verme (TCK 152/1-2(a)) ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme (TCK madde 174/1-2) suçlarından cezalandırılmasını, tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep  etti. Özellikle altı çizilmelidir ki; dosya içeriğinde, Cihan’ı herhangi bir örgüt ile bağlantılı gösteren çelişkili dahi olsa tek bir delil bulunmamaktadır.

Sonuç: Yine somut gerekçe ve olgulara dayanmaksızın, bir önceki duruşmada zikredilen kanun  maddesinin aynısı tekrarlanarak tutukluluk halinin devamına karar verildi. Cihan’ın avukatlarına “esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için” süre verilerek 9 Aralık 2011 tarihine duruşma konuldu. Bütün bunlar olurken, Cihan, kendisine yöneltilen suçlar arasında “örgüt üyeliği” bulunması nedeniyle Tekirdağ F Tipi Cezaevine konuldu. Diğer hükümlü ve tutuklularla birlikte buradaki koşullarla ilgili başvuruları ve bunların reddi nedeniyle protestoda bulunduğu için disiplin cezası aldı. Aylarca iletişim araçları ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakıldı. Diğer taraftan Üniversite yönetimine, kendisine kanunen tanınan hak uyarınca sınavlara girme talebinde bulunmuşsa da bu talebi “güvenlik gerekçesiyle” reddedildi.

Tarih 9 Aralık 2011. Mahkeme başkanı, avukat Sait Tanrıverdi’den esas hakkındaki savunmasını istedi, Tanrıverdi savunma için ek süreye ihtiyaç duyulduğunu belirtti fakat mahkeme başkanı bu talebi reddetti.  Bunun üzerine avukat Tanrıverdi istifa etti ve Cihan avukat talep ettiğini söyledi. Duruşma 23 Mart 2012’ye ertelendi.

20 Şubat 2012, Cihan’ın tutuklanmasının 2. sene-i devriyesi. Cihan’ın tutuklu yargılanmasına devam edilmesine neden olan, çelişkili bir polis beyanı dışında, tek bir somut gerekçe ya da olgu aramakta, ancak bulamamaktayız. Anayasa madde 38’de belirtilen “suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı” kuralının, terörle mücadele bağlamında “suçsuzluğu hükmen sabit oluncaya kadar herkesin suçlu sayılacağı” şeklinde okunmasına karşı çıkıyoruz. Bir önceki duruşmada görevli savcının sözlerini aynen tekrarlayarak, Cihan’ın kendisine isnat edilen suçlardan mahkumiyetini gerektirecek “şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delilin hala bulunmadığını” düşünüyoruz. Özellikle TMK altında yargılanan sanıklar söz konusu olunca “yazılı olmayan bir hukukun” devreye sokulup, Anayasa ve AİHS’de yer alan, başta adil yargılanma hakkı ve kişi güvenliği olmak üzere, tüm temel hak ve özgürlüklerin sistematik ihlalini kınıyoruz. Hukuk ve adaletin herkesin ihtiyaç duyacağı unsurlar olduğuna inanıyoruz.

TUTUKLU ÖĞRENCİLERLE DAYANIŞMA İNSİYATİFİ

 


Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

  • Son yazılar

  • Kategoriler

  • TUTUKLU ÖĞRENCİLERLE DAYANIŞMA İNSİYATİFİ

  • GIT TÜRKİYE

    CİHAN KIRMIZIGÜL İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

    Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Cihan Kırmızıgül, 22 aydır Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktadır. Bir süpermarkete yönelik gerçekleştirilen Molotof kokteylli bir saldırıdan iki saat sonra, olay yerine yakın Kağıthane’de otobüs beklerken, saldırıya katılmış olduğuna dair hiçbir somut delil bulunmaksızın, zor kullanılarak gözaltına alınmıştır. O gün boynunda taşıdığı ve polis tarafından Kürt hareketiyle özdeşleştirilen “poşu”, gözaltına alınması için öne sürülen tek suç unsurudur. Bir gizli tanık tarafından “giysilerinden” teşhis edilmiş, fakat bu tanık, daha sonra ifadesini geri çekmiştir. Suç delillerinin zayıflığına işaret eden savcı, Kırmızıgül’ün beraatini istedikten sonra görevden alınmıştır. Mahkemenin 16 Kasım 2011 tarihinde gerçekleştirilen son duruşmasında tutukluluk halinin uzatılmasına karar verilirken; yeni savcı, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında “terör örgütü üyesi olmak” suçundan, Kırmızıgül’ün 15 ila 45 yıl hapis cezasına çarptırılmasını istemiştir. Tutuklu kaldığı bu iki yıl boyunca Cihan Kırmızıgül yalnızca bireysel özgürlüklerinden değil, aynı zamanda üniversitede aldığı eğitimi sürdürme hakkından da mahrum bırakılmıştır.

    Galatasaray Üniversitesi’nde görevli onlarca öğretim üyesi, Cihan Kırmızıgül’e verdikleri desteği kamuoyuna duyurmuştur. Bu vaka, talep edilen cezaların ağırlığı ve terörle mücadele kanununun yol açtığı keyfi uygulamalarla, Türkiye’de adaletin içine düştüğü ideolojik ve baskıcı gidişatı gözler önüne sermektedir. “Türkiye’de Araştırma ve Eğitim Özgürlüğü” Uluslararası Çalışma Grubu (GIT), uluslararası kamuoyunun dikkatini Cihan Kırmızıgül davasının 9 Aralık 2011’de İstanbul’da yapılacak duruşmasına çekmektedir. Çalışma Grubu, 22 yaşındaki bu öğrenciye isnat edilen suçların mahkeme tarafından adil bir yargılama ve somut delillerle ortaya konmasını, aksi halde Kırmızıgül’ün derhal serbest bırakılmasını ve hakkındaki tüm iddiaların düşmesini talep etmekte ve bu doğrultuda, “Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi” (TÖDİ) ile birlikte davanın takipçisi olmaktadır.

    GIT TÜRKİYE
    Türkiye'de Araştırma ve Eğitim Özgürlüğü” Uluslararası Çalışma Grubu

    www.gitinitiative.com
    http://git.over-blog.com/

    git.initiative@gmail.com

  • ARŞİV

  • Ziyaretçi Sayısı

    • 13,521
%d blogcu bunu beğendi: